Quest.net’e Polis Baskını

Gönderen Adsız | Gündem Haberleri | Cuma 14 Mayıs 2010 15:53

İstanbul’un çeşitli semtlerinde Hong Kong merkezli Quest şirketi adına açtıkları ofislerde, özellikle işsiz gençleri “Ayda en az 10 bin dolar kazanacaksınız” diyerek dolandırdıkları öne sürülen 3′ü kadın 54 kişi gözaltına alındı. Zanlıların dolandırılmaktan korkan yeni üyeleri “Merak etmeyin kadromuzda polis de avukat da var” diyerek ikna ettikleri öğrenildi. (daha fazla…)

Geri zekalılardan Türkiye analizi

Gönderen olukbasi | Gündem Haberleri | Salı 16 Mart 2010 13:13

Geri zekalılardan Türkiye analizi

Dün İngiliz Financial Times’ın Türkiye hakkında kulaktan dolma ifadelerle, gerçekte hiçbir araştırma ve analize dayanmadığı açıkça görülen yalapşap hazırlanmış yazısından söz etmiştim.
(daha fazla…)

Haddinizi Bilin

Gönderen Adsız | Gündem Haberleri | Çarşamba 13 Ocak 2010 16:18

Ankara, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’a diplomatik teamüllere hiç uymayan şekilde davranan İsrail’e “Herkes haddini bilecek” mesajı verirken, Tel Aviv’in yanlışına yanlışla cevap vermedi.

İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayalon, dün Türkiye Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’a, diplomatik teamüllere hiç uymayan şekilde davrandı.

Onu, kendisinden daha aşağı konumdaki bir koltuğa oturtup, basına poz verdi. Üstelik basın belki de “durumu anlayamaz” diye, “kimin aşağıda olduğuna dikkat edin” uyarısında bile bulundu.

İsraillilerin bu tavrı üzerine, Türkiye de bugün İsrail’in Ankara Büyükelçisi Gaby Levy’yi Dışişleri Bakanlığı’na çağırıp, duruma tepki gösterdi.

Merak edilen ise, Ankara’nın da İsrail’e “mütekabiliyet” prensibine göre davranıp davranmayacağı;

Yani, İsrailli Elçiye Türk Dışişleri’nde “tamamen aynı muamelenin yapılıp yapılmayacağı” oldu.

Türkiye, duyduğu rahatsızlığı ifade etmek için, İsrailli Elçi Levy’ye tepkiyi, en üst düzeyde gösterdi. Levy’ye tepkiyi, bizzat Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu iletti, “haddinizi bilin” mesajı verdi.

YANLIŞA YANLIŞLA YANIT VERİLMEDİ

Ancak Türkiye, bu tepkiyi verirken, “ciddi devlet” olduğunu, “terbiyesizlik yapmayacağını” da ortaya koydu.

“mütekabiliyet” çerçevesinde beklenenin aksine, basın mensupları Sinirlioğlu-Levy görüşmesine alınmadı.

Görüşmeye ilişkin herhangi bir görüntü, fotoğraf da basın verilmedi.

Dolayısıyla, “Sinirlioğlu, Levy’yi kendisinden daha aşağıda bir koltuğa mı oturttu?” sorusu, yanıtsız bırakıldı.

Birkaç Dışişleri yetkilisine, “neden mütekabiliyet uygulanmadı” diye sorduğumuzda ise hep aynı yanıtı aldık;
“Türkiye, ciddi devlettir. Başka bir devlete terbiyesizlik yapmaz…”

“SİNİRLİOĞLU, ZATEN UZUN BOYLU”

Ancak resmi düzeyde “kim nerede oturdu” tepkisi verilmese de, bu durum Dışişleri Bakanlığı’nda esprilere engel olmadı.

Levy’nin bizzat Sinirlioğlu tarafından çağrılması üzerine, koridorlarda şu espri yapılmaya başlandı;
“İsrail Büyükelçisi’ni daha aşağıda bir koltuğa oturtmaya gerek yok. Zaten Sinirlioğlu uzun boylu. Görüşme sırasında, ayakta el sıkışırken de, hatta otururken bile, zaten kendisinden daha kısa olan İsrail Büyükelçisi’ne tepeden bakıyor…”

İsrail aşağılamasına dili tutulan bir Başbakan!

Gönderen Adsız | Gündem Haberleri | Çarşamba 13 Ocak 2010 16:06

İsrail aşağılamasına dili tutulan bir Başbakan!

Yapılan tarihe geçecek düzeyde dehşet bir aşağılamadır!  Elçinizi çağırıp, kameraların önünde kapıda uzun uzun bekletiyorlar.
Bilahare içeri alındığında ise; sen alçaksın, yerin burası iması ile herkesten daha aşağı bir yere oturtuyorlar.
Bitmedi, masada İsrail bayrağı var da kural gereği olması gerekirken Türk bayrağı yok!
Dahası, Büyükelçimize ikram da yok!
En önemlisi gazeteciler içeri çağrılıp, elçimize atfen bu adamın alçaklığını dikkatle not edin deniliyor!
Bahse konu tavır elbete elçiye değil, temsil ettiği ülkeye yani Türkiye’ye!
Dedik ya İsrail Dışişleri Bakanlığı’nda bu yaşananlar tarihe geçecek ölçüde rezil sahnelerdir!
Hiç abartısız bu yapılan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başına bütün dünyanın gözü önünde çuval geçirilmesidir!
Yapılan bu, peki verilen karşılık mı?
Şu saate kadar İsrail Elçisinin bakanlığa çağrılması gibi sıradan ve şekli bir tepkiden başka bir şey yok!
Efendim ne mi yapılabilirdi?
Her fırsatta işçiye, köylüye, garibe, yetime posta atan ve Kasımpaşalılığıyla övünen Başbakanımız kıyameti koparırcasına gürleyebilirdi!
Peki böyle bir şey oldu mu?
Bırakın gürlemeyi tek bir söz olsun etmedi, edemedi!
Dün AKP Grup toplantısında gördük ki Tayyip Bey’in dili tutulmuş!
İyi de nerede bizim Davos Fatihi aslanımız!
Hoş Davos’daki Fatihliği de yarım saat sürdü, yani yarım saat sonra sözlerim Şimon Perez’e değil sunucuyaydı dedi yani anında geri adım attı ya!
Görüyorsunuz Erdoğan İsrail konusunu sadece istismar etmek amacıyla gündeme getiriyor!
İş ciddiye bindi mi, deliğe süpürülme korkusuyla hemen suskunluğa bürünüyor yani sinip kalıyor!
Şu işe bakın önceki gün Arap kamuoyuna cici görünme adına Gazze lafını eden Başbakanımız, ne hikmetse Türkiye’nin şerefini koruma adına dün tek bir söz bile etmedi, edemedi!
Sahi şimdi İsrail elçimizi geri çekin ve hemen sert bir nota verin desek çuval olayı misali Tayyip Bey yine;  “Ne notası, müzik notası mı”  diye bizimle eğlenir mi acaba?
Görüyorsunuz Tayyip Erdoğan’ın kabadaylığı tamamen çakma ya da sanaldır!
Dahası, İsrail’e olan tavrı da göstermeliktir yani tribünleri manipüle amaçlıdır.
Sonuç şudur: Rol ve takıye yaparak işi bir süreliğine götürürsünüz de gün gelir gerçek yüzünüz bugünkü gibi ortaya çıkar…

Üç Hilal- Altı Ok- Türk Bayrağı

Gönderen Adsız | Gündem Haberleri | Salı 15 Aralık 2009 15:13

Türkiye, tarihi ve coğrafyasıyla, doğal zenginlikleriyle, hem bir taraftan talihli, hem de öte taraftan netameli bir ülke! Bu ülke, “Türklerin” ülkesi! Osmanlı züppeleri, “idraksiz” (budala) Türkler, derken ve İmparatorluğun haşmetli yıllarından sonra, kendi ayak seslerinden korkar hale gelmişler, yabancı “Büyük Devletlerin” hegemonyasını kabul etmişler…

Buna karşılık, yabancılar, bu topraklara hep Türkiye, halkına da “Türkler” demişler ve “müthiş Türklerden” hep korkmuşlar. Sonra ne olmuş da, bu tersine dönmüş? Bu, milletimize karşı “Türklerden kurtulmak” konulu “Büyük Oyunun” öyküsü! … Bu  “oyunda” ana tema da, yüzyıllardır, Türkiye’yi, Türkleri içinden bölmek. Daha somut olarak, unsurları kullanarak bölmek ve böylelikle ve Türk tehlikesinden “kurtulmak! Balkanlarda bunu başardılar. Doğu’da da, Ermenileri, Kürtleri kullandılar! Hâlâ da kullanıyorlar!   Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet iç ve dış düşmanların yenilgisiyle “oyun bitti” sanmıştık ama şimdi, gene, yabancıların “enjeksiyonuyla” bitler kanlandı, “Oyun” kaldığı yerden, aynı senaryo ile, fakat yeni baş aktörler ve figüranlarla devam ediyor: Türkiye ve Türkler, içerden ve dışardan, çapraz ateşlerin kıskacında!

Uluslararası boyut
Tarihe kayıt düşürüyorum: Şu sırada, bu yaşadığımız, şu günlerde, bütün Türkiye’de, iç ve dış düşmanlar emellerine, kardeş kavgasını kışkırtarak, ulaşmak istiyorlar… Bu durumda, maksat, hep yazdığım ve tarihte de olduğu gibi, sorunlarımızı Uluslararası boyuta taşımak… Olaylar çığırından, maksatlı olarak çıkarılıyor. Oyuna gelmemek lazım!
DTP kapatıldı, daha doğrusu kapatılmayı, fazlasıyla hak etti, ama göreceksiniz, bunu “uluslararası boyut”un zemini yapacaklar… Zaten DTP/PKK’nın, asıl maksadı da bu idi!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru, ilk adım… AB’nin, Kürt Sorununda aşırı ilgisi, maksadı malum… Bunun için de DTP’nin kapatılmasını, “kınamaları” beklenirdi! Ama ben, hâlâ, “Strazburg’da, hâkimler olduğuna” inanıyorum; İspanya’da ayrılıkçı ETA terör örgütünün uzantısı “Batasuna” partisinin kapatılmasını onaylayan Mahkemenin, içtihat kararı dururken, bunun aksine hüküm veremeyeceğine inanıyorum… Bu içtihat olmasa da, Yargıçlar, her halde, Türkiye’deki PKK’nın, son şiddet olaylarına ve DTP ile bağlantılarına bakarak, aksine bir hüküm veremezler!

Dün, Ankara’da, MHP’nin düzenlediği büyük bir miting vardı. “Provokasyon” değil, “Birlik, beraberlik ve uyarı” mitingi idi; Türk milletinin, bütün unsurlarının, inançlarının buluştuğu, dosta, düşmana gösterildiği muhteşem bir manzara vardı orada! … Helal olsun: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, her satırının, dikkat ve ibretle okunması gereken konuşma yaptı. Bahçeli: “Bölücü hükümettedir, iktidardadır. Tehlike ve tehdit budur” dedi.

Milli birliğe ihtiyaç
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, Erdoğan’a hitap ederek “Sonuna kadar devam, bedeli ne olursa olsun devam, diyor. Bedeli sen ödemiyorsun ki Türkiye ödüyor.” dedi… Her iki liderin konuşmalarında, “asgari ve de azami müşterekler” çoktu.

Her ikisi de, tabanlarını “tahriklere” karşı uyardılar. Şimdi vebal, günah kimlerin sırtında? Bu bağlamda, tarihimizin, en zorlu kıskacı içersindeyiz… Ve tarihimizin bu gibi hayati zamanlarında olduğu gibi, sağduyu ile birlikte, sağ veya sol ayırtılmadan, ideolojiler ne olursa olsun, “milli birliğe” ihtiyaç var! Özellikle, “Üç Hilalle Altı Ok”, bu ortak davada, oy, politika hesaplarını bir tarafa bırakmalı! Yoksa enkazın, vebalin altında herkes kalır!z

SONRAKİ SAYFA »