Stratejik İşbirliği Projesi

Gönderen olukbasi | Genel Haberler | Perşembe 14 Ağustos 2008 11:46

Üç bölgesel güç (“the three regional powers”) arasında yeni bir stratejik işbirliği (“a new strategic cooperation”) yaratıldı: İran, Türkiye ve Suriye. Bu üç Müslüman ülke (“the three Muslim nations”) geçmişte de böylesi ilişkiler geliştirdiler, ancak bu kez üçlü bir stratejik anlaşmaya (“a trilateral strategic agreement”) doğru ilerliyorlar. Küresel siyasi çevreler (“Global political circles”), İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın (“Mahmoud Ahmadinejad”) kısa süre önce Suriyeli mevkidaşı Beşar Esad (“Bashar Assad”) ile buluşmasını ve Ahmedinejad’ın Türkiye’ye yapacağı ziyareti stratejik olarak nitelendiriyorlar. İran, Türkiye ve Suriye arasında üçlü işbirliği (“trilateral cooperation”), son üç yıldır gündemdeydi. Bununla birlikte, tüm bölgenin yararına olacak yeni gelişmelere işaret eden böylesi bir stratejik işbirliği için zemin şimdi oluştu.Tahran, Şam (“Damascus”) ve Ankara, 11 Eylül saldırılarının (“9/11 attacks”) ardından geçen yedi yılda meydana gelen tüm krizlerde, sözde terörle savaş adına en ağır bedelleri ödediler: Afganistan ve Irak’ın 2003′te işgali (“the 2003 invasion of Afghanistan and Iraq”), Lübnan ve işgal altındaki Filistin’de güvenliğin tesis edilememesi (“insecurities in Lebanon and occupied Palestine”), Orta Doğu’da barışın felç olması (“paralyzing peace in the Middle East”).
Bush’un başkanlığının sonuna yaklaştığı ve ABD ile Rusya arasında soğuk savaş (“Cold War”) dönemi rekabetinin geri dönüyor göründüğü böylesi hassas bir zamanda İran, Suriye ve Türkiye arasında stratejik işbirliği tesisinin (“to establish strategic cooperation”) gerekliliği ortaya çıkıyor.
Üç komşu tarafından böylesi ilişkiler kurmaya yönelik temel adımlar, bazı açılardan önemlidir.
Üç ülke arasındaki yakınlaşma resmî bir hükümet kararından öte bir şeydir, bu gerçekte İranlılar, Suriyeliler ve Türklerin bir “genel talebidir” (“public demand”). Türk kamuoyu ve medyası, İran ve Suriye’nin görüşleriyle karşılaştırıldığında Amerika’ya karşı farklı bir bakış açısı sergiliyor olmasına rağmen, Türkiye’de, Irak’ın ABD liderliğindeki güçler tarafından beş yıldır süren işgaline ve Türkiye-Irak sınırı yakınındaki istikrarsızlığa karşı yapılan gösteriler Türklerin, aynı zamanda ABD’nin emperyalist politikalarına (“to the imperialistic policies of the United States”) karşı olduklarını da göstermektedir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda Türkiye’de, Avrupa bloğuna (“the European bloc”) katılmaktan çok, İslami ilkelerin izlenmesi yönünde daha fazla bir eğilim var. Adalet ve Kalkınma Partisi ile ilgili son gelişmeler ve türban sorunu (“the issue of Hijab (the Islamic dress code)”), Türklerin çoğunluğunun İslamdan yana (“the majority of Turks favor Islam”) olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu yüzden, İslami kökenli Türk Hükümeti (“the Islamic-rooted Turkish government”), Müslüman gruplaşmasına (“to join the Muslim grouping”) katılmaya daha fazla meyillidir.
Orta Doğu’daki son gelişmeler İran, Türkiye ve Suriye’nin diplomatik vitrini (“the diplomatic showcase”) konusunda dünyaya yeni bir imaj sundu. Böylesi bir imaj, aralarında Nicolas Sarkozy ve Javier Solana’nın da bulunduğu Avrupalıları, Şam ve Tahran ile yeni ilişkiler kurmayı başlatmaya teşvik etti.
İran, Türkiye ve Suriye, Orta Doğu’daki karmaşık sorunların ve kuşkusuz Bush yönetiminin yanlış hesaplamalarının (“of course miscalculations”) geniş ve algılayıcı bir şekilde analiz edilmesi sonucunda böylesi büyük bir başarı elde ettiler.