Alevilik istismarcıları

Gönderen olukbasi | Genel Haberler | Çarşamba 25 Temmuz 2007 11:11

Alevilik istismarcıları

Genel seçimlerin gündeme gelmesiyle birlikte; Alevi toplumunu kullanmaya çalışan uyanıklar da harekete geçtiler. Dışarıda Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) adıyla, içeride Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) künyesiyle hareket eden bu kişiler; Alevi toplumunu koyun yerine koyarak gütmeye kalkışıyorlar.
Hemen belirtelim ki bunların tabanla bağlantıları yok. Çünkü; bunlar geleneksel Aleviliği (Allah-Muhammet-Ali inancını) kabul etmeyen kişiler. Fakat; dernekleri ele geçirmede; basına sanki Alevileri temsil ediyorlarmış gibi açıklama yapmada becerikliler. 20 Mayıs’ta toplanıp siyasete yön vermeye kalkıştılar ve yeni ayrıştırmalar yaparak bu toplumu daha da böldüler.

SİYASAL ALEVİCİLER
Bugün AABF’nin başında bulunan Turgut Öker; 1989 yılında biz Hamburg Alevi Derneği ile birlikte Alevilik Bildirgesi’ni hazırlayıp yayımlarken dernek üyesiydi. Hamburg’da yapılacak cem töreni için, salona Atatürk resmi ve Türk bayrağı asılmıştı. Öker ve yandaşları Atatürk resmini ve Türk bayrağını indirtmişler; dede Şinasi Koç da ceme girmemişti.
Ya bugün? Alevi geçinen bu derneklerin yöneticileri; nisan ve mayıs aylarında yapılan cumhuriyet mitinglerine katılmamak için karar aldılar. Cumhuriyet mitinglerini tıpkı Bülent Arınç gibi kötülediler.
Yani 1989 yılında PKK istedi diye cem salonundan bayrak indirtenler; şimdi de cumhuriyet mitinglerini karaladılar.
Bunların yüzde 99′u sözde Alevi… İnancı olmayan bu kişiler; Aleviliği ‘İslam dışı’ göstererek bu toplumun gençlerini inançsız bırakan; böylece de Sünniliği tek seçenek halinde dayatan gizli misyonerlerdir.
16. yüzyılda Osmanlı şeyhülislamları İbni Kemal, Ebussuud Efendi gibi yobazlar Aleviler için ‘Bunlar Müslüman değildir; katledilmeleri helaldir!’ diye fetva veriyordu. Bugün bu sözde Aleviler de Alevi Müslümanlara, ‘Siz Müslüman değilsiniz!’ diyerek tıpkı Ebussuud Efendi’nin yaptığını yapmaktadırlar.

CHP’DE İŞİNİZ NE?
Bu siyasal Alevicilerden bazılarının milletvekili olmak için CHP’ye başvurdukları da gazetelere yansıdı.
AABF’nin ve onun Türkiye’deki ortağı ABF’nin girişimleri ile Avrupalılar; Alevilere azınlık gömleği biçmediler mi? Cumhuriyeti kuran temel güçlerden olan Alevileri; cumhuriyetin karşısına yerleştirmeye çalışan bu zihniyet ile o partinin bir araya gelmesi mümkün müdür?
Hala bunlar konuşmalarında devlet düşmanlığı yapmıyorlar mı? Hala ağıt edebiyatı ile tabanı kışkırtmaya çalışmıyorlar mı? Cumhuriyeti kuran güçlerden Aleviler; böyle akılsız kişiler yüzünden devletten uzaklaştırıldı; onların bulunması gereken yeri de yobaz takımı doldurdu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna karşı mücadele eden gericilerin bugün iktidara gelmesinde; devlete karşı konuşlanan Alevilerin de sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu yüzden artık, yeni bir değerlendirme yapmak zamanı gelmiştir: Aleviler; devletle kavga etmek yerine devlete sahip çıkarak onun nimetlerinden yararlanmayı birinci gündem maddesi yapmalıdırlar.

FETVA MAKAMINA BAK
Alevi toplumu şehirleşme ile birlikte ekonomik farklılaşmaya uğramıştır. İşçisinden sanayicisine kadar geniş bir yelpaze oluşturan bu kesim, aynı partiye oy vermez, veremez. Bugün cumhuriyet karşıtı olan anlayışın dışındaki her siyasal partide Alevilerin yer alması doğaldır. Avrupa Birlikçi Alevicilerin tutup da buna ters siyasi fetva vermeye kalkışması gülünçtür. Bunlar; MHP’ye, DP’ye, hatta AKP’ye giren Alevilere söz söyleyecek konumda değildirler.
Kendileri Alevi inancını çökertirken; gençleri kıblesiz bırakırken; cumhuriyet mitinglerine karşı çıkıp Bülent Arınç’la aynı konuma düşerken haklılar; Alevi kimliğini inkar etmeden değişik partilerde siyaset yapanlar haksız. Alevilik konusunda Alevilere ders verme hakkı; bu AB’ci takımına kalmamıştır.
***
Bu Alevicilerin demokrat görünmelerine bakmayın; bunlar gayet dayatmacı, takıyyeci; Alevi inancı ile ilişkileri olmayan siyasal kişilerdir. Ele geçirdikleri televizyonlarda; Alevi toplumunun inancını yok etmek için kültürel yozlaştırma işine bütün güçleri ile devam ediyorlar.
Alevi toplumu da bunu gördüğü için onların derneklerine itibar etmiyor. Bu gerçeği artık siyasal partiler de anladılar. Bu yüzden bu AB’ci, azınlıkçı, Bülent Arınççı Alevicilere kimse yüz vermeyecektir.

Ankara'ya Kerkük bombası

Gönderen olukbasi | Genel Haberler | Salı 24 Temmuz 2007 11:12

Ankara’ya Kerkük bombası

Türkiye’nin kalbi neresidir?
Ankara…
Ankara’yı kim vurdu?
Cevap çok açık: Barzani-Talabani-Öcalan üçlüsü…
Kim bunlar?
AKP’nin hapisten çıkardığı Leyla Zana’nın tanımladığına göre; bu üçlü; Kürtlerin lideri…
Üçlü ne istiyor?
Kürt devleti…
Kürt devletinin ilk adımı güneydoğu sınırımızın altında atıldı. Aşiretler, devletçik oldu.
Türkiye’nin buradaki sınırı yolgeçen hanı…
Üç lideri olduğunu söyleyen Leyla Zana; bu sınırın aslında olmadığını söylüyor.
Oradaki belediye başkanları da sınırı düzlemişler… Güneyle kuzey Kürt ayrılıkçıları birleşmişler.
Terörist cenazelerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin beldelerini yöneten kişiler saygı duruşunda bulunuyorlar.
Meydanlarda teröristbaşının posterleri taşınıyor; onu yücelten sloganlar atılıyor.
Ortalıkta ne güvenlik kuvveti var; ne de bunları sorgulayan adliye…
Türkiye devleti, sanki o bölgede buharlaştırılmış…
Devleti kim devredışı bıraktı?
AKP hükümeti…
Amerika tarafından gelen haritalara bakıyorsunuz: Orada da sınır yok. Burası Kürdistan adı verilen bir devletçiğe verilmiş bile.
Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen Amerikan planına göre; ülkemizin doğusu kopartılıp alınıyor. Burada bir Kürt devleti kuruluyor.
Bizim başbakan; bu planın eşbaşkanı…
Planın merkez yeri de Dıyarbakır…
Bunları ben iddia etmiyorum: Bizzat Başbakan Erdoğan BOP’un eşbaşkanı olduğunu gururlana gururlana söyleyen kişidir.
Yani; ABD tarafı, Türkiye’yi bölecek planın yönetimini; Türkiye’nin başbakanına veriyor.
Bizim başbakan da bundan gurur duyuyor.
Ve ne gerekiyorsa onu da yapıyor.
Çünkü; yakın bir adamının deyişi ile; ABD’nin kendisini süpürüp atacağından korkuyor.

ASKERİN ÇIĞLIĞI
Ankara’ya atılan bombanın sesini daha önceden duymuştuk: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt o konuşmasında ne demişti, hatırlayın lütfen:
Terörü, Irak’ın kuzeyindeki aşiretler azdırıyor. Bunların arkasında da ABD var.
Ve çözümü söylemişti: Türkiye; Irak’ın kuzeyine bir askeri harekat düzenlemelidir. Buna ihtiyaç vardır. Biz bunu yaparız ve başarılı oluruz. Bu konuda karar verecek yer de hükümettir.
Hükümetten hiç ses çıkmadı.
Ama Ankara’da bomba gümledi.
Bombanın patladığı yere gelen Org. Özkök; bu patlayıcının örgüt işi olduğunu söylüyor ve arkasındaki güce yeniden dikkat çekiyor. Ve söyledikleri doğru çıkıyor.
Türkiye; Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devletine karışmasın diye, başı derdine düşürülmek isteniyor.
Ne demişti adamlar onu da hatırlayın lütfen: Siz Kerkük’e karışırsanız, biz de Dıyarbakır’a karışırız.
Ankara’da patlatılan bomba ile bunun işareti verilmiştir.
Ama bu gerçeği kim gördü; kim görmek istedi; bir bakar mısınız gazetelere…

KORUDUNUZ AMA
Hükümet, Ankara’yı vuran bomba konusunda yine suspus. PKK’ye, Barzani’ye tek laf ettikleri yok. Bunların gazetelerdeki adamları, yine devleti suçlamaya çalışıyorlar.
Çözümü de Abdullah Gül’e havale etmişler. Bay Gül; Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı imiş.
Bay Gül’ün Barzani’yi ve PKK’lileri üzecek bir iş çıkaracağını hiç sanmıyorum. Bunu da boşuna iddia etmiyorum.
SHP’den seçilip Meclis’e giren Leyla Zana ve arkadaşlarının ayrılıkçı eylemleri sonucu hapse girdiklerini biliyorsunuz. AKP hükümet olunca, Bay Gül, basına iki ayrı tarihte, ‘Leyla Zana ve arkadaşlarının hapisten çıkmalarını çok istiyoruz!’ anlamında açıklama yapmıştı. Sonunda bunlar PKK’nin siyasi kolunu hapisten çıkardılar ve Dışişleri Bakanlığı konutunda ağırladılar.
İş bununla kalmadı. Güneydoğu bölgemize Avrupa Birliği’nin istediği tipte valiler yolladılar. Bu valiler; PKK’nin şehirlerde yeniden örgütlenmesini görmezden geldiler.
Bölgede milisleşme başlatıldı.
1999′dan 2004 yılına kadar PKK hiçbir eylem yapamamıştı.
AKP’nin bu tavizleri ile bugün terör Türkiye’yi kana bulayacak güce kavuştu.
Türkiye tehdit altındadır.
Tehdidin önünü açan da Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan zihniyetidir.
Başbakan Erdoğan, bu gerçeği gizlemek için, halkı meşgul edecek tartışmalar yaratıyor. Din, türban, cumhurbaşkanlığı tartışmaları bir kandırmaca olarak ortaya çıkıyor.
Eğer vatandaş uyanıp da bu hükümete dersini vermezse Türkiye’yi daha karanlık günler beklemekteadir.